PANİK DEDEM
Dedem her zaman erkek çocuklara düşkündür. Üç kızı ve bir
oğlu var. Kızlarını da çok sever ama her zaman oğluna bir başka davranır. Erkek
torunlarına da ayrıca düşkündür. Benden ufak erkek kuzenimle ona ne zaman bir
şey söylesek her zaman onun dediğinin doğru olduğunu savunur çoğu zaman kız
erkek ayrımı yapar. Dedemi severim. Bu durum bana saçma gelse de pek
önemsemem. Yaşlılar bazı şeylere takar
ve onları değiştirmek imkansızdır. Benim dedem de böyledir. Erkek çocuklara,
Fenerbahçe’ye ve bunun gibi şeylere düşkündür işte.
Dedem evlendikten bir süre sonra İsviçre’ye gitmiş. Orada
yıllarca yaşamış. Tüm çocukları orada doğup büyümüş ve okumuş. Otuz yıla yakın
orada yaşadığı için artık dönmenin vakti geldiğini düşünmüş. Üç tane evlilik
çağına yaklaşmış kızları olduğu için orada Müslüman olmayan yabancı insanlarla
evlenmelerini de istememiş. Bunların yanında da en çokta memleket özleminden
dolayı Türkiye’ye kesin dönüş yapmak istemiş. Ananem ve çocuklarda karşı
çıkmamış. Yıllar sonra tüm çocukları defalarca İsviçre’ye ziyaret amaçlı gidip
gelmişler. Dedemin kardeşlerinden bazıları da orada yaşıyor. Yıllarıdır
çağırıyorlar gel buralar hala aynı gel gör diye fakat hiç bir zaman onlara
olumlu yanıt vermedi. Ta ki geçen yıla kadar.
Geçtiğimiz sene dedem ve ananem İsviçre’ye hem kardeşini
görmek hem de anılarını yad etmek için gitmek istedi. Bunun için işlemlere
başlamaları gerekti.
Dedem ananemle birlikte Sapanca’da sakin bir hayat yaşıyor.
Vize işlemleri için İstanbul’a bizim yanımıza gelmeleri gerekti. Her zaman ki
gibi tüm işleri abimin halledebileceğini düşündüğü için ondan yardım istedi. Tabi
ki yine erkeklerin doğru yapabileceğini düşündüğünden. Neyse zaten bu tip
konularda abim iş bitiricidir. Kesinlikle doğru adresti. Fakat dedemle ananem
yıllar önce İsviçre’de yaşadıkları için ve şuan İsviçre’de fazlasıyla Türk
olduğundan ötürü vize işlerinde problemler çıktı. Bizimde vize işlerimizi her
zaman hallettirdiğimiz acenta çalışanı Serkan abi vardı. Yine bizimle
ilgilendi. Problem çıktığı için dedemler birebir konsoloslukla görüşmeleri
gerektiğinden randevu aldılar.
Konsolosluk Levent’teydi. En azından biz kendimiz için vize aldığımız
sıra oradaydı.
Randevu gününden bir gün önce dedem ananem ile birlikte bize
geldiler. Fakat bir problem vardı . Onları oraya abimin götüreceğini sanıyordu
. Ama ben götürecektim . Dedem bunu duyunca aşırı panik oldu . Çünkü tabi ki bir kız torun olarak ve de her
ne kadar 23 yaşıma gelmiş olsam da beni küçük bir kız çocuğu sanmasından dolayı
başaramayacağımı sandı ve bu durumdan hiç hoşlanmadı.
Biz Anadolu yakasında oturuyoruz ve 3 yıldır Avrupa
yakasında olan okuluma arabamla gidiyorum. Yol bilgim oldukça fazladır. Yine de
kolay ikna edemedik. O gün okulum olduğu için önce beni arabayla takip
edebileceğini ardından benim de oradan okula geçmem gerektiğini söylediğim de
beş katı daha panik oldu. Atladığım ve bana her zaman çok komik gelen bir
ayrıntı var. Dedemin kod adı panik. Annem de ona benzemiş. Bu yüzden panik
insanlara alışığımdır ama ben abartı derecesinde soğuk kanlı olduğum için bu
durumu hep komik bulurum. Yani dedem çok panik olduğu için takip ettiği aracı
kaçıracağından korkup panik olurmuş her zaman. Bunu daha sonra annemden
öğrendim. Ne yapayım bir günde derse
gitmem dedim. Ertesi gün 10.30’daki randevu için 8.30 de evden çıktık. Malum
İstanbul trafiği bana kalsa 9.00’da çıkardım fakat yine dedemin aşırı
panikliğinden ve aman ya götüremezse korkusundan o saatte çıkmayı uygun gördüm.
Biz Dragos’ta oturuyoruz. O saatte çevreyolu karma karışık
olduğu için köprü yoluna Bağdat caddesinden gitmenin daha iyi olacağını
düşündüm. Bu arada ananemde dünyanın en soğuk kanlı insanlarından biridir. İki
soğuk kanlı bir panik çıktık yola. Suadiye’ ye yaklaştığımız sırada yavaştan
trafiğin yoğunlaştığını gördük. Bu benim için olağan bir şeydi. Elbette hiç şaşırmadım ama dedem durmadan
saate bakıp nasıl yetişeceğiz endişesiyle ter döküyordu. Bende içimden kıskıs
gülüp dedemi telkin ediyordum. Ne zaman Bağdat caddesi kalabalık olsa caddenin
arka paralelinden gider trafiği geçerim bu bana hep zaman kazandırır. İşte
olayımızın tam bu kısmında dedem hafifçe rahatlayarak bir anda heyecanla ‘
Aferin be nasılda kestirmeler biliyor? Sen bütün yolları biliyormuşsun.’ Demesiyle
başladı. Bende ‘E dede yani bir zahmet kaç yıldır her gün bu yolu gidip geliyorum.
‘ dedim. Boğaziçi Köprüsü için yolda ilerlerken Acıbadem’de yoğun bir trafikle
karşılaştık. Ben yine hiç dert etmedim çünkü hem fazlasıyla vaktimiz vardı hem
de yine kestirmeden gidecektim. Acıbadem köprüsünü geçtikten sonra sağdaki ilk
çıkıştan çıktım. Dedem hemen yine panikledi. ‘Ne yapıyorsun nerden gidiyorsun?
‘ dedi . Bende ‘ sakin ol dede bildiğim trafiksiz bir kestirme var. Köprünün
ayağına çıkacağız.’ Dememle birlikte tekrar bir övgü cümlesi duydum. Artık
biraz daha rahatlamıştı. Hatta köprüyü görünce artık iyice bir rahatlama geldi
tüm paniği ortadan kalktı.
Benim için oldukça sıradan ve olağan bir yolculuk iken dedem
için uzun ve sıkıntılı bir yolculuk olmuştu. Sonunda Levent’e vardık. Arabayı
park edip indik.
Girişte vize için bize yardımcı olacak olan Serkan’ı
defalarca aradım fakat telefonuna bakmadı. Dedemde tabi yüz kere sordu neden
açmadı diye. Bende geçiştirdim . Ardından içeri girdik. Vezne gibi bir şeyin
orada bir beyefendi ‘ Buyurun’ dedi.
Dedemin ismini söyledim veznedeki bey uzunca bir listeye defalarca bakıp burada
öyle bir isim yok dedi. İşte o an ben hafiften heyecanlandım. Serkan
telefonu açmıyor ve randevu listesinde
adı yok. Dedeme durumu çaktırmamaya çalıştım fakat paniklediği için veznedeki
bey olayı çözdü. Burası eğitim vizesi için geçen sene değişti turist vizesi
alınan yer Gültepe’deki Profilo ‘nun içinde dedi. Hemen gidin yetişirsiniz
dedi. Neyse ki okulumun hazırlık binası Kuştepe’deydi ve bende Gültepe’ye nasıl
gidilir biliyordum. Dedeme söyledim hemen söylenmeye başladı . Serkan neden
açmıyor diye konuştu sürekli .Neden yanlış yere gelmişiz ,abin bizi yanlış
yönlendirdi diye diye yol boyunca susmadı. Bende rahatlamıştım çünkü gittiğimiz
yeri biliyordum ve bir yandan dedemi telkin ediyordum . Dede gideceğimiz yer
buraya aşırı yakın 5 dakikada orada olacağız merak etme dedikten sonra Serkan’
ı tekrar aradım adamcağız meğerse metrodaymış ondan açamamış. Serkan bize nerede
buluşacağımızı söyledi . Bende Profilo Alışveriş Merkezi’ne yıllar önce bir
tiyatro izlemek için gitmiştim. İçini hiç bilmiyordum. Aşırı karışık geldi.
Sonunda zorda olsa Serkan’la buluştuk ve o olmasa avmnin
içinde asla bulamayacağımız bir yerde konsolosluğa ulaştık. Serkan bu işi
defalarca yaptığı için fazlasıyla sakindi .Bende görevimi başarıyla
tamamlamıştım. İçeri girdiler. Bir süre sonra çıktılar. Yarım saat önce
terlemekten sırılsıklam olan ve heyecandan ölen adam gitmiş. Eline şeker
tutuşturulmuş bir çocuk nidasıyla mutluluktan ve rahatlıktan sırıtan bir adam
gelmişti. Anlattı çok rahat geçmiş . Serkan’da vizeyi alırsınız bir haftaya
belli olur dedi. Ardından Serkan’la ayrılıp arabaya yol aldık.
Dedemin mutluluğu görülmeye değerdi. Eve geldiğimiz de annem
bizi karşıladı. Dedem beni öve öve bitiremedi. ‘Seda bizi kısa yollardan
götürdü. Yanlış yere gitmişiz ama sonra doğru yere hemencecik ulaştırdı. Helal
olsun bilmediği yol yokmuş.’ dedi. Ardından Sapanca’da herkese bunu anlattı.
Her ne kadar çok sıradan basit bir şey yapmış dahi olsam dedemden övgü alıp
takdir görmek beni mutlu etti . Artık bir şey öğrenmek istediğinde erkek
kuzenime değil bana soruyor. J
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder