8 Mart 2015 Pazar

PANİK DEDEM




PANİK DEDEM 


Dedem her zaman erkek çocuklara düşkündür. Üç kızı ve bir oğlu var. Kızlarını da çok sever ama her zaman oğluna bir başka davranır. Erkek torunlarına da ayrıca düşkündür. Benden ufak erkek kuzenimle ona ne zaman bir şey söylesek her zaman onun dediğinin doğru olduğunu savunur çoğu zaman kız erkek ayrımı yapar. Dedemi severim. Bu durum bana saçma gelse de pek önemsemem.  Yaşlılar bazı şeylere takar ve onları değiştirmek imkansızdır. Benim dedem de böyledir. Erkek çocuklara, Fenerbahçe’ye ve bunun gibi şeylere düşkündür işte.
  
Dedem evlendikten bir süre sonra İsviçre’ye gitmiş. Orada yıllarca yaşamış. Tüm çocukları orada doğup büyümüş ve okumuş. Otuz yıla yakın orada yaşadığı için artık dönmenin vakti geldiğini düşünmüş. Üç tane evlilik çağına yaklaşmış kızları olduğu için orada Müslüman olmayan yabancı insanlarla evlenmelerini de istememiş. Bunların yanında da en çokta memleket özleminden dolayı Türkiye’ye kesin dönüş yapmak istemiş. Ananem ve çocuklarda karşı çıkmamış. Yıllar sonra tüm çocukları defalarca İsviçre’ye ziyaret amaçlı gidip gelmişler. Dedemin kardeşlerinden bazıları da orada yaşıyor. Yıllarıdır çağırıyorlar gel buralar hala aynı gel gör diye fakat hiç bir zaman onlara olumlu yanıt vermedi. Ta ki geçen yıla kadar.

Geçtiğimiz sene dedem ve ananem İsviçre’ye hem kardeşini görmek hem de anılarını yad etmek için gitmek istedi. Bunun için işlemlere başlamaları gerekti.

Dedem ananemle birlikte Sapanca’da sakin bir hayat yaşıyor. Vize işlemleri için İstanbul’a bizim yanımıza gelmeleri gerekti. Her zaman ki gibi tüm işleri abimin halledebileceğini düşündüğü için ondan yardım istedi. Tabi ki yine erkeklerin doğru yapabileceğini düşündüğünden. Neyse zaten bu tip konularda abim iş bitiricidir. Kesinlikle doğru adresti. Fakat dedemle ananem yıllar önce İsviçre’de yaşadıkları için ve şuan İsviçre’de fazlasıyla Türk olduğundan ötürü vize işlerinde problemler çıktı. Bizimde vize işlerimizi her zaman hallettirdiğimiz acenta çalışanı Serkan abi vardı. Yine bizimle ilgilendi. Problem çıktığı için dedemler birebir konsoloslukla görüşmeleri gerektiğinden randevu aldılar.
Konsolosluk Levent’teydi. En azından biz kendimiz için vize aldığımız sıra oradaydı.
Randevu gününden bir gün önce dedem ananem ile birlikte bize geldiler. Fakat bir problem vardı . Onları oraya abimin götüreceğini sanıyordu . Ama ben götürecektim . Dedem bunu duyunca aşırı panik oldu .  Çünkü tabi ki bir kız torun olarak ve de her ne kadar 23 yaşıma gelmiş olsam da beni küçük bir kız çocuğu sanmasından dolayı başaramayacağımı sandı ve bu durumdan hiç hoşlanmadı.

Biz Anadolu yakasında oturuyoruz ve 3 yıldır Avrupa yakasında olan okuluma arabamla gidiyorum. Yol bilgim oldukça fazladır. Yine de kolay ikna edemedik. O gün okulum olduğu için önce beni arabayla takip edebileceğini ardından benim de oradan okula geçmem gerektiğini söylediğim de beş katı daha panik oldu. Atladığım ve bana her zaman çok komik gelen bir ayrıntı var. Dedemin kod adı panik. Annem de ona benzemiş. Bu yüzden panik insanlara alışığımdır ama ben abartı derecesinde soğuk kanlı olduğum için bu durumu hep komik bulurum. Yani dedem çok panik olduğu için takip ettiği aracı kaçıracağından korkup panik olurmuş her zaman. Bunu daha sonra annemden öğrendim. Ne  yapayım bir günde derse gitmem dedim. Ertesi gün 10.30’daki randevu için 8.30 de evden çıktık. Malum İstanbul trafiği bana kalsa 9.00’da çıkardım fakat yine dedemin aşırı panikliğinden ve aman ya götüremezse korkusundan o saatte çıkmayı uygun gördüm.

Biz Dragos’ta oturuyoruz. O saatte çevreyolu karma karışık olduğu için köprü yoluna Bağdat caddesinden gitmenin daha iyi olacağını düşündüm. Bu arada ananemde dünyanın en soğuk kanlı insanlarından biridir. İki soğuk kanlı bir panik çıktık yola. Suadiye’ ye yaklaştığımız sırada yavaştan trafiğin yoğunlaştığını gördük. Bu benim için olağan bir şeydi.  Elbette hiç şaşırmadım ama dedem durmadan saate bakıp nasıl yetişeceğiz endişesiyle ter döküyordu. Bende içimden kıskıs gülüp dedemi telkin ediyordum. Ne zaman Bağdat caddesi kalabalık olsa caddenin arka paralelinden gider trafiği geçerim bu bana hep zaman kazandırır. İşte olayımızın tam bu kısmında dedem hafifçe rahatlayarak bir anda heyecanla ‘ Aferin be nasılda kestirmeler biliyor? Sen bütün yolları biliyormuşsun.’ Demesiyle başladı. Bende ‘E dede yani bir zahmet kaç yıldır her gün bu yolu gidip geliyorum. ‘ dedim. Boğaziçi Köprüsü için yolda ilerlerken Acıbadem’de yoğun bir trafikle karşılaştık. Ben yine hiç dert etmedim çünkü hem fazlasıyla vaktimiz vardı hem de yine kestirmeden gidecektim. Acıbadem köprüsünü geçtikten sonra sağdaki ilk çıkıştan çıktım. Dedem hemen yine panikledi. ‘Ne yapıyorsun nerden gidiyorsun? ‘ dedi . Bende ‘ sakin ol dede bildiğim trafiksiz bir kestirme var. Köprünün ayağına çıkacağız.’ Dememle birlikte tekrar bir övgü cümlesi duydum. Artık biraz daha rahatlamıştı. Hatta köprüyü görünce artık iyice bir rahatlama geldi tüm paniği ortadan kalktı.
Benim için oldukça sıradan ve olağan bir yolculuk iken dedem için uzun ve sıkıntılı bir yolculuk olmuştu. Sonunda Levent’e vardık. Arabayı park edip indik.

Girişte vize için bize yardımcı olacak olan Serkan’ı defalarca aradım fakat telefonuna bakmadı. Dedemde tabi yüz kere sordu neden açmadı diye. Bende geçiştirdim . Ardından içeri girdik. Vezne gibi bir şeyin orada bir beyefendi ‘ Buyurun’  dedi. Dedemin ismini söyledim veznedeki bey uzunca bir listeye defalarca bakıp burada öyle bir isim yok dedi. İşte o an ben hafiften heyecanlandım. Serkan telefonu  açmıyor ve randevu listesinde adı yok. Dedeme durumu çaktırmamaya çalıştım fakat paniklediği için veznedeki bey olayı çözdü. Burası eğitim vizesi için geçen sene değişti turist vizesi alınan yer Gültepe’deki Profilo ‘nun içinde dedi. Hemen gidin yetişirsiniz dedi. Neyse ki okulumun hazırlık binası Kuştepe’deydi ve bende Gültepe’ye nasıl gidilir biliyordum. Dedeme söyledim hemen söylenmeye başladı . Serkan neden açmıyor diye konuştu sürekli .Neden yanlış yere gelmişiz ,abin bizi yanlış yönlendirdi diye diye yol boyunca susmadı. Bende rahatlamıştım çünkü gittiğimiz yeri biliyordum ve bir yandan dedemi telkin ediyordum . Dede gideceğimiz yer buraya aşırı yakın 5 dakikada orada olacağız merak etme dedikten sonra Serkan’ ı tekrar aradım adamcağız meğerse metrodaymış ondan açamamış. Serkan bize nerede buluşacağımızı söyledi . Bende Profilo Alışveriş Merkezi’ne yıllar önce bir tiyatro izlemek için gitmiştim. İçini hiç bilmiyordum. Aşırı karışık geldi.

Sonunda zorda olsa Serkan’la buluştuk ve o olmasa avmnin içinde asla bulamayacağımız bir yerde konsolosluğa ulaştık. Serkan bu işi defalarca yaptığı için fazlasıyla sakindi .Bende görevimi başarıyla tamamlamıştım. İçeri girdiler. Bir süre sonra çıktılar. Yarım saat önce terlemekten sırılsıklam olan ve heyecandan ölen adam gitmiş. Eline şeker tutuşturulmuş bir çocuk nidasıyla mutluluktan ve rahatlıktan sırıtan bir adam gelmişti. Anlattı çok rahat geçmiş . Serkan’da vizeyi alırsınız bir haftaya belli olur dedi. Ardından Serkan’la ayrılıp arabaya yol aldık.

Dedemin mutluluğu görülmeye değerdi. Eve geldiğimiz de annem bizi karşıladı. Dedem beni öve öve bitiremedi. ‘Seda bizi kısa yollardan götürdü. Yanlış yere gitmişiz ama sonra doğru yere hemencecik ulaştırdı. Helal olsun bilmediği yol yokmuş.’ dedi. Ardından Sapanca’da herkese bunu anlattı. Her ne kadar çok sıradan basit bir şey yapmış dahi olsam dedemden övgü alıp takdir görmek beni mutlu etti . Artık bir şey öğrenmek istediğinde erkek kuzenime değil bana soruyor. J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder