BİR CESET BİR SÖZ
Gülce Başer
Kitap yorumu
Bu yaşıma kadar her zaman kitap
okumayı çok seven bir insan oldum. Ama bu eline gelen her şeyi okuyan kitap
severlerden değilimdir. Bu yüzden daha önce hiç polisiye roman okumamıştım ta
ki seçmeli ders olarak aldığım TK dersi için okuduğum Bir Ceset Bir Söz
kitabına kadar.
Nasıl bunca zaman polisiye
okumamışım inanmıyorum diye düşünmeme sebep oldu bu kitap benim. Bir romanın
dili bu kadar mı akıcı olabilir ? Açıkçası okuduğum şey ne olursa olsun
öncelikle beni içine çekmeli bende bir merak uyandırmalı. Dili ve akıcılığı
harika olmalı. Zaten bir kitabın dili akıcı değilse baştan bitiyor benim için.
Fakat Gülce Başer bunu çok güzel sağlamış. Su gibi akıp gidiyor cümleler.
Bunun dışında daha önce hiç
polisiye okumuş olmadığım için bir kıyaslamada bulunamıyorum. Ama okumuş
olsaydım da bu kitap kesinlikle ilk sıralarda olurdu. Çünkü içerik çok yönlü o
kadar çok şeye harika bir şekilde değinilmiş ki insan şaşıyor. Baş örtülüler,
dergah bunlar çok fazla yazılıp çizilmiyor romanlarda en çokta bu yüzden beni
içine çekti. En en dikkatimi çeken şey ise Müslüman bir ülkede yaşıyor olmamıza
rağmen insanların başörtüsüne olan önyargısından bahsedilip aslında önyargılı
olmamalıyız denmesi. Polisleri hiç sevemiyoruz Gülce Başer’de böyle
söylüyor. Ama polisleri öyle bizlerden
biri gibi anlatmış ki onlara sempati duyuyoruz. Bunun dışında bence en çokta şu
dikkat çekici, ben kitapta katilin kim olduğunu yanlışlıkla arkadaşımdan
öğrendim. Öğrendim de bana bir şey ifade etmedi açıkçası çünkü yazar öyle bir
şey yapmış ki siz katilin kim olduğunu öğrenseniz bile hala aklınızda neden ve
nasıl sorusunu bıraktırıyor. Her polisiyede olan soru acaba katil kim Gülce
Başer bu sorunun içini boşaltabilmiş bence bu kitapta en başarılı kısım. Ben
katilin kim olduğunu öğrendim ve öğrenip oohoo öğrendim artık okumam daha
diyemedim çünkü bende bir dakika nasıl ya neden sorusuyla daha hızlı okuma
isteği oldu.
Fakat kitabın bir kısmı var ki bana
kalırsa çok yersiz ve manasız. Ana karakterlerden Nihal kısa zaman içinde hem
kocasını hem de yakın arkadaşını kaybediyor ama aşırı aşırı güçlü. Gereksiz
güçlü. Asıl bana manasız gelen yer lojmanda Nihal’in doğum günü sırasında
televizyonun açık olup üzerine maç izlenilmesi ve Nihal’in tuttuğu takım gol
atınca gool diye bağırması. Öncelikle cenazesi olan bir insanın yanında
televizyon neredeyse bir ay hiç açılmaz. Çok yersiz ve gereksiz buldum bu
kısmı. Bana kalırsa yazar o sırada kitaptan oldukça kopmuş. Bunların dışında
bence polisiye seven herkesin okuyabileceği hoş bir kitap.
Son olarak kitap için şunu eklemek
isterim. Konuşulamayan kitaplarda siz edilemeyen sadece kitaplarda değil hemen
hemen her yerde pekte konuşulmayan şeylere o kadar güzel değinilmiş ki .. Eşcinsellikten tutun Aleviliğe dergahtan istihbarahata
geziden başörtülülüğe. Kitabın çok yerinde gülümsedim ve evet işte yeni nesilin
yani bizlerin düşüncelerini yazar birebir
yazmış diyebildim.